Dağcılık Gezi yazıları Kamp Hayatı Trekking Türkiye Gezileri 

3. Kaz Dağları Dağcılık Şenliği – Baldak

14-15 Ekim 2017 tarihlerinde BALDAK (Balıkesir Dağcılık ve Arama Kurtarma Kulübü) tarafından düzenlenen 3. Kaz Dağları Dağcılık Şenliği etkinliğine Yalova’dan 3 kişi katılmayı planlamıştık.

Edremit, Akçay, Altınoluk deniz ve tatil için çokça gittiğimiz, sık geçtiğimiz ancak dağcılık için ilk kez gideceğimiz bir bölgeydi. Abuzer Hoca (Dr. Abuzer Meral) o bölgeyi bildiği için mutlaka görmemiz gerektiğini söylemişti. Kendisi de ilk kez tırmanarak Sarıkız zirveye çıkacak olmanın heyecanı içindeydi.

Bölgeden geçmiş olan, tatil yapanlar bilir. Muhteşem bir oksijen deposu, harika bir havası var. Dağları sevenler için zaten, 1700 mt lik heybetli duruşlarının altında tatil yapmak oldukça keyifli. Ancak bu sefer farklı bir niyetle Edremit’e hareket ediyor olmak ayrı heyecana sebep oluyor. Aşağıdan izlediğimiz Kaz Dağları’nı bu kez fethetmeye gidiyoruz.

Etkinliğe Yalova’dan Ben, İbrahim Kocaman ve Abuzer Meral olarak üç kişi katılıyoruz. Abuzer Hocanın ailesi o bölgede yaşadığından onlar bir gün öncesinden arkadaşıyla gidiyorlar. Biz de İbrahim abi ile Cumartesi sabah 6.30 da Edremit’e yola çıkmayı planlıyoruz.

Ekim ayının tam ortası, havanın soğuk mı sıcak mı nasıl olacağını açıkçası tam kestiremiyorum. Bundan dolayı nasıl giyineceğimi yanıma neler almam gerektiği konusu biraz zorladı. Arabayla kamp yerine kadar gidilebiliyor olduğunu öğrendikten sonra hem yaz hem kış tüm malzemeyi arabaya yükledim. Zaten iki kişi gidiyoruz bolca yerimiz var.

Cumartesi sabah 6.45 gibi Altınova’dan ayrıldık. Yollar boş ve güzeldi. Saat 10.45 gibi Edremit’e varmıştık. Etkinlik programına göre 11.00 de tören yapılacaktı ve tam saatinde başladı. Zirveyle ilgili , kamp yeriyle ilgili bilgiler verildi ve Akçay’a doğru hareket edilerek serbest zaman verildi.

Akçay’a geldiğimizde karnımız acıkmıştı. Merkezle sahil arasında Mayko adında zeytinyağlı yemekler yapan bir yer ilgimizi çekti. Dış görüntüsü de sade ve güzeldi. Ancak yemeklerin bu kadar iyi olmasını İbrahim abi de ben de beklemiyorduk. Oldukça başarılı bir menü ve aynı oranda uygun fiyatlıydı. İki kişi Tavuk sote, pilav yiyip çorba,çay, su içtik toplam 30 TL tuttu. Zeytinyağlı yemekler konusunda bence iddialı olabilecek bir yer.

Yemek esnasında Baldak kulüp başkanı ve başka kulüplerden kişilerde yemek için oradalardı. Onlarla biraz konuştuktan sonra Abuzer Hocaların evine doğru yola çıktık. Annesinin müthiş aşuresini de yedikten sonra Kavurmacılar Kamp alanına doğru yola çıktık.

Kamp yerine biz diğer ekiplerde bir 10 dk kadar geç varmıştık o yüzden genel olarak güzel yerlere çadırlar kurulmaya başlanmıştı. Biz de kendimizce bir yer belirleyip çadırlarımızı kurmaya başladık. Kavurmacılar Kamp alanına Güre içinden çıkılıyor, oldukça güzel bir manzaraya sahip. Kamp yerinde bir adet yaz-kış akan çeşme ile umumi tuvalet bulunuyor. Ayrıca Dilek Ağacı Cafe adında çok güzel bir yer bulunuyor. Burada sürekli olarak çay, kahve, yiyecek, aperatifler bulabilirsiniz. Çok samimi tatlı bir aile burayı işletiyor.

Kamp yerinin zemini oldukça sert, çadır çivilerini çakarken bazıları yamuldu, zaten biraz malzeme eksiğimde vardı. Çadır bağlantı ipleri biraz eski ve eksikti. Çivilerde aynı şekilde hem eksik hem eğri büğrüydü o yüzden zemine ancak 3 tane çivi çakabildim. Etraftan topladığım küçük orta boy taşlara çadırı bağlayarak bir çözüm üretmeye çalıştım ancak bu çözüm gece beni çok yordu.

Çadırlarımızı kurup yerleştikten sonra bölgeyi keşfe çıktık. Sonra biraz Güre merkezine inip sahili dolaştık ardından akşam yemeği için tekrar kamp alanına geldik. Baldak kulübü amatör ruhlu profesyonel bir grup. Çok iyi organize olmuşlar. Herkesin görevi, görev yeri belli. 200 e yakın insan vardı ancak hiçbir konuda aksama olmadan hallediliyordu. Sabah kahvaltı için kumanyalar ile t-shirtler dağıtıldı. Yemek dağıtımı ise Baldak ekibi tarafından hızlı bir şekilde halledildi. Yemek artıklarının toplanması konusunda çok hassas davranıyorlardı bu çok hoşuma gitti. Hayvanlara verilebilecek olanları ayrı bir torbaya, plastik çatal kaşık vs ayrı bir torba, en sonra tabaklar ise üstüste nizami bir şekilde ayrı bir torbaya konarak toplandı. Dedegöl Dağcılık Şenliği’nde örneğin tabaklar çatallar havalarda uçabiliyordu rüzgardan. Ancak burada bunu çok iyi organize ettiler. (Sayının az olmasının da etkisi var.)

Yemekten sonra biraz çadırlara çekilip dinlenmeye çalıştık. Saat 19:00 da Dilek Ağacı Cafe’de teknik toplantı için tüm grupların liderleri bir araya geldi. Etkinliğe Bireysel sporcu olarak bir tek biz katıldığımızdan teknik toplantıya ben girdim. Başkan ve rehber sabah başlayak etkinlikle ilgili detayları verdiler. Çıkışın 7 saat inişin de 5 saat süreceğini söylediklerinde açıkçası içimden : “amatörlerin performansına göre hesap yapmışlardır, biz 5 saate çıkıp 3 saate ineriz” diye düşünmüştüm ama hocaların ne kadar doğru tespit yaptığını ertesi gün gördük.

Yemek esnasında bir Gökkuşağı

Sabah 4.00 te kesin yola çıkışın başlandığı söylendi. Bu nedenle biraz da yol yorgunluğu ve uykusuzluk sebebiyle 9 gibi çadırlara çekildik. Ancak çadırları tam rüzgarın estiği yöne kurmamızın da etkisiyle açıkçası uyumak çok kolay olmadı. Gece 12 gibi rüzgar biraz durulduğunda uyuma şansım oldu. Ancak 01:00 civarında tekrar şiddetli rüzgar çıktı. Çadırı tutan iplerden bazıları taşa bağlı olduğundan kesildi. Çadır girişindeki bagaj kısmı polleri yerinden çıktı. Bu sebeple gece 02:00 gibi çadırı söküp arabanın bagajına koymaya karar verdim. Bu nedenle gece ancak 1 saat uyuyabildim, bu da bana etkinlikte epey ekstra yorgunluk olarak dönecekti.

Ekip arkadaşlarımız; İbrahim Abi, Abuzer Hoca, Ercan Hoca uyanmaya başladı. Birşeyler atıştırıp yürüyüşün başlayacağı noktaya geçtik. Tam saat 04:00 te harekete geçildi. Sabah 7 ye kadar uzun mola olmadan yürüyeceğiz dediler. Tempo mühtişti, ilk 10 dk içinde burnumun tıkanıklığı da açıldı ve tempoya daha rahat uyum gösterdim. Açıkçası böyle bir tempo beklemiyordum. Yaklaşık 3 saat karanlıkta çıkış yaptıktan sonra kahvaltı edeceğimiz kayalık bölgeye ulaştık.

Burası geri dönmek isteyenler için bir dönüş noktası durumundaydı. Arkada kalanları bekledik. Kahvaltımızı yaptık. Ben dönüş kararı almıştım çünkü rota gerçekten zorluydu ve aslında çıkabilirdim ancak eğer bu rotanın inişini yaparsam dizlerimdeki problem tekrar edecekti. Arabayla kendimiz geldiğimiz için de araba kullanamayacağımı düşündüm. Durumu Abuzer Hoca ve İbrahim abiye bildirdim. Bu arada arkada kalanlarda kahvaltı kayalarına ulaştılar. Geri dönüşle ilgili araç ayarlama işi ekipten Aslı Hanımdaymış. Onunla görüştük. Zirveden araçla inebileceğimi söyledi. Eğer böyle yaparsam inişte dizleri yormayacak ve araba kullanmamda bir problem olmayacaktı. Durumu değerlendirip zirveye çıkmaya karar verdim.

Doğası çok güzel, kızıl çam, meşe bir çok ağaç çeşidi var. Manzarayı zaman zaman görebiliyoruz gerçekten harika. Edremit körfezi tüm güzelliği ile karşınızda ve üzerine yavaş yavaş güneş doğuyor.

Yaklaşık 2 saat kadar daha zorlu bir çıkıştan sonra 1 saat boyunca düz yürüyeceğimiz bir traktör yoluna ulaştık. Açıkçası 5 saattir tırmanan bacaklar için 1 saatlik yürüyerek dinlenme güzel geldi. Ekipler çok uyumlu. Bir ufak grup arkada kalmış onun haricinde herkes son tempo oldukça hızlı bir şekilde ilerliyor.

Vadi başına doğru 1600 metrelere geldik. Burada su kurumuş ama sanırım bir şelale varmış burada 1-2 ay öncesinde çünkü su yatağı buradan başlıyordu. Burada vadinin sağ tarafına geçip kısa bir süre ilerledikten sonra Sarıkız Zirvesinin altında 1600 metrelere geldik. GPS’ten sürekli takip ediyorum, izohips hemen üstümüzde zirvenin olduğunu gösteriyor ama karşımızda yer yer %45 eğimli bir bölüm var.

1 saat gibi bir sürede bu %45 eğimli bölümü ağır ağır önce orman için sonrada düzlükten çıkarak zirveye ulaştık. İnanılmaz bir rüzgar inanılmaz bir manzara ile karşıladı zirve bizi. 6.5 saatte zirveye varmıştık. Zirvede taşlardan yaklaşık 50 mt2 lik bir  korunaklı bölge yapmışlar. Önce biraz fotoğraf çektirip manzarayı izledikten sonra oturup öğle yemeğimizi yemeye başladık. 20 dk kadar sonra Abuzer hoca zirveye vardı. Hep birlikte anı fotoğrafları çektirdik. Ben kulübe adımı yazdırmıştım zirveden araçla inmek için. Ama açıkçası herkes keşke araçla inebilsek modundaydı 🙂

 

İbrahim abi ve ben araçla iniş yaptık. Araç inişi de yaklaşık olarak 1.30 saat sürdü. İndikten sonra eşyalarımızı toplayıp dinlendik. Bizi indiren araç şöförü ve bir başka katılımcı ile kafede yorgunluk çayımızı içtik. (Bizi indiren şöför abimiz 3-4 t eylesin)

Saat 15:00 de Kavurmacılar Kamp alanından yola çıktık. Gece, yol, parkur boyunca esen yoğun rüzgara rağmen oldukça güzel bir etkinlikti. Rüzgarı sevmiyorum çünkü uzun süre maruz kalınca insanı sersemletiyor.

Gölcük Psikolog ve Gölcük Psikoterapi

Her seferinde uzaktan izlediğim Kaz Dağlarının (İda Dağları) zirvesinde olmak keyifliydi. Bir gün tekrar görüşürüz Sarıkız…

Faaliyet boyunca Wikiloc kaydı tuttum. Aşağıdan inceleyip indirebilirsiniz.

 

Powered by Wikiloc

İlgili Yazılar

Leave a Comment